20150721

haysiyet fıtratımızda yok

bu ülke bizim değil, bizi öldürmek isteyenlerin ülkesi - tezer özlü


Son zamanlarda giderek artan bir sıklıkta olduğu gibi, dün yine bombok bir ülkeye uyandık. Doğrusu her sabah bombok bir ülkeye uyanıyoruz da, bazı sabahlar farkına varmıyoruz birkaç saat. Sizin ve benim gibi insanlardan, belki bir on yıl önceki halimizden pek farkı olmayan, dünyayı değiştirme ümidine tutunmuş heyecanlı, hevesli ve biraz da saf genç insanlardan oluşan bir kitlenin ortasına bir bomba düştü. Sağ kurtulanlara hayatları boyunca unutamayacakları ve belki de sağ kaldıklarına pişman edecek bir dehşet yaratan bu amına koyduğum bombası 32 kardeşimizi alıp götürdü. Bir anda, bir saniye içinde parçalanan, en yakınlarının, ana babalarından daha yakın bildikleri yoldaşlarının suratlarına saçılan 32 gencecik beden. Hiç ölmeyecekmiş gibi coşkuyla yaşayan, belki de bu yüzden ölümü pek de hesabetmeyen yaşta 32 insan. İçinizde bir parça insanlık var ise, pekâlâ siz de olabilirdiniz orada ölenlerden biri. Bir de böyle düşünün. 

Saymak kötü bir şey tabi. Hele bir de saydığını harfle değil rakamla yazmak daha kötü. Ama rakamla yazınca daha bir vurgulu oluyor değil mi, kaynayıp gitmiyor diğer harflerin arasında. 32. 

20141020

bir zulüm hikayesi: yaşlılık -II (ve/veya 2015 Altın Portakal izlenimleri)

Serinin son derece alakasız ilk yazısını okumak isterseniz buradan buyrun.

Festival takip etmem. Zaten kalabalık ortam sevmem, festivalde bir de insanın üstüne üstüne gelir o kalabalık. Kendinize mukayyet olmazsanız birilerinin egosu falan düşer, kafanız gözünüz yarılır. Hoş zaten Türkiye'de hemen her şey gibi festival de yalandır, katılmakla olsa olsa oynanan oyuna ortak olursunuz.

 Altın Portakal'a yalnız bir kez, onda da her nasılsa filmlere beleş girmemi sağlayacak bir kart temin ettiğimiz için katılmıştım birkaç arkadaşla birlikte. Epey de vakit geçti üstünden. O yıl festivalde neler oldu, hangi filmler ödül aldı onu bile hatırlamıyorum. Tek hatırladığım elimizdeki aslında pek de geçerliliği olmayan kartla ite kaka gösterimlerden yer bulmaya çalıştığımız. Buna karşın ilginç bir Avustralya filmi izlediğimi, bundan başka yine "yabancı" bir filmin dünya galasında (yönetmen de salonda bu esnada) altyazılarda çok korkunç, bir AVM salonunda falan olsa kavga çıkaracak cinsten teknik hatalar yapıldığı da kalmış aklımda. Özetle nerden baksan tutarsızlık, ve evet, elbette, nerden baksan ahmakça.

20141010

Ebola, IŞİD, Boko Haram, ölülerimiz, vs.

Güne "Ebola: The ISIS of biological agents?" şeklinde bir altyazının geçtiği CNN yayınından alınmış bir görselle başladım. E tabi, biz Hizbul-kontra ve çeşitli faşist partilere mensup katil sürüsünün beraberinde polis ve askerle öldürdüğü canlarımızın çetelesini tutmakla ve Kobane için inanmadığımız allaha dua etmekle meşgulken dünyanın başka bir tarafında yine "yeni" bir virüsle boğuşuluyor. Fakat benzetmede bir hata var sanki. Bahsi geçen virüsün en etkili olduğu Afrika kıtasına da atıfla ebola için Boko Haram benzetmesi yapılsa daha doğru olurmuş. Ama Boko Haram hilafeti bugünlerde pek revaçta değil gibi, anlaşılan Game of Hilafets'de ibre IŞİD'i gösteriyor.